Tutarsızlık Uyarısı

"Kısa" yazılar yazmak istediğimi söylemiş miydim?


7 Haziran 2014 Cumartesi

Beklemeden bitsin bekleyişler

Sıkıldıgın, bunaldıgın, değiştirmek istediğin şeyler var mesela.
Ya da istediğin, hayal ettiğin, yüzünü gülümsetecek şeyler.

Birazcık beklemek var ya, beklemeyi daha da uzatıyor, çok daha fazla.
Ertelemek dediğin şey; her şeyi iptal edecek kadar tehlikeli bir "bekleyiş" durumu.

Çocukluğumdan beri en sevdiğim şeylerden biri; yapılacaklar listesi yapmak sanırım.
Listeyi yapınca, onların hepsini yapmışım da bitirmişim gibi rahatlayıp mutlu oluyorum, en azından netleştirip karar verdiğim için. Yetmez ama, evet..o bile rahatlatıyor.

Birşeyleri "halletmek" insanı hafifleten, temizleyen, rahatlatan bir durum çünkü. Bir sonraki adıma geçmek, ilerlemek demek, yaşıyorsun demek çünkü; istediğince yaşıyorsun demek.

Zaman zaman kavrayıp her seferinde "evet yaaa" dediğim şey; bir isteğin, bir hedefin varsa, o anda yapmaya başlaman gerektiği. Bir gün, bir saat bile beklemeyeceksin, o an ne yapabiliyorsan onun için, yapacaksın. Direkt o işi mi yaparsın, onu yapmak üzere birini mi ararsın, o an araştırmaya mı başlarsın bilmiyorum.. Ama hayat beklemeleri bekleyecek kadar lüks ve uzun degil, geçiyor, ve istediklerin gereksiz yere uzaklaşıyor senden.

Ufağı, kocamanı, önemlisi, değersizi yok bunun, istediğin şey her ne ise; yapılabilecek ne varsa o an, tam o anda yapıvermek gerek. Olayın bütününe ulaşamıyorsan, başlangıcını yapmak.. Yemin ediyorum insan hayattaki kendi gücünü hissediyor, güzelliğini, heyecanını, umudunu, hayallerini... en az hiç bişey yapamıyor oluşundaki ölü ve hissiz ve sönük hissettiği kadar yoğun olarak..

Nitekim.. Ölü toprakları kalksın. Yaşıyoruz, hiisedilsin. Bir şeyi erteliyorsak, o şeyi istediğimizi söylemeyelim hiç bence, bu çelişkiyle kendi aklımızı zekamızı varlığımızı vs herşeyi yoksaymış oluyoruz.
O an'da herşeye başlanabilir, isteniyorsa.
Başlamıyorsan ise;  istediğin-istemediğin şeyler konusunda kendine dürüst müsün diye bir sorgulamak lazım.
Çok da zor degil.

17 Nisan 2014 Perşembe

Bir kişisel yazıdır.

Aslında istiyorum ki 'bloğa geri döndüüüm!" diyebileyim. Hakkaten enn içten istediğimden, ihtiyaç duyduğumdan. Yazmak benim için harfleri, heceleri öğreneli beri özel olduğundan. iyileştirici olduğundan. Kendiliğimden kendimi hep orada bulduğumdan. Gözlerim bir yere dalıp gittiğinde kendimi hep içimde birşeyler konuşuyor-yazıyor olarak bulduğumdan..

Ama şimdi emin degilim, geri döndüm mü, dönebilir miyim.

Hobilerime ve daha bir çok şeye idealist yaklaşmış biri olarak, uzun yıllar sonrası öğrendim ki, "yapmalıyım, of ne zamandır yapmadım, ay niye öyle oldum, yapamıyorum lanet olsun" durumları çok vahim degil, paniğe gerek yok, hatta bu kendini hırpalama haline gerek yok.
Hayatının o döneminde de öylesin ve ona degil bir başkasına yöneliyorsun işte bir şekilde, kendini iyi hissetmek odaklı aslında hepsi.
İnsanın hayatında önemli değişimler var çünkü. Hele ki duygusal olarak bir şeyler değiştiğinde, rutinlerin değişiyor ve yeni halinin şartlarına uyum sağlıyorsun. İnsan ne güzel varlık! Uyumlu, esnek..

Nitekim... Bundan yaklaşık bir sene önceydi..Önce ülke gündemi değişti, sonra benim gündemim.
Önce ülke gündemi benim gündemim oldu, daha onu algılamaya çalışırken aslında bir yandan enn özel kendi gündemim değişiyordu.

İçime mi dönmeliyim - sokaklarda bağırmalı mıyım arasında geçen bir kaç ay sonrasında kendimi bir adamla yaşıyor ve onunla sokaklarda bağırıyor buldum. Kırılım noktası dedikleri şey buna benzer bi'şey olmalı , kesin. Baaya baya yalnızlık aşığı burcu, baaya baaya bir adamın yanından ayrılamıyordu, hala ayrılamıyor.

İnsan neler öğreniyor.. En başta kendinin değişebildiğini görüyor, türlü çatırdamalarla da olsa kabuk değiştirebiliyor insan. Yine kendinden olan başka bir kabuk çıkartabiliyor üzerindeki kurumuş tabaka çatladığında.  Başka biriyle bütün olabilmeyi, ödün de verebilmeyi, bir başka türlü mutluluğu... öğreniyor.  Değişmek degil de, yenilenmek, iyileşmek, tazelenmek gibi biraz.
Dengelemeye çalışmakla uzun süresi geçiyor, az değil, önceki hayatının içine ektiği korkular, sana serpiştirdiği saplantılar, öyle kolay geçmiyor, kimsede. Ama geçebiliyor, iyileşebiliyor insan.

İşte bu sürede, haftada 5 kez yaptıgın şeyi, 5ayda bir keze indirebiliyorsun; hiiç alakan olmamış olan şeyle her gün uğraşabiliyorsun, hem de seve seve. Karakterinin değişmesinden değil. Biriyle sarılmanın yüceliğini gördüğünden.

Multitap'ın şu şarkısını her duyduğumda bana bir haller oluyor mesela. Kıpır kıpır bir haller. Şükür dolu bir haller. Ööyle sahillerde şarkılar söylüyoruz sanki, öyle bir haller. :)




5 Mart 2013 Salı

Yargisiz guzel

Herkesin hikayesi bambaska. Tahmin edebilecegin gibi degil. Senin hayallerin,tahminlerin bile senin yasadiklarin,gorduklerin kadar. Bir baskasini nasil yargilayabilirsin ki o zaman?
Hangi hakla? Dahasi, hangi eminlikle?

Hikaye sayisi kadar hayatta kalma yontemi var. O da oyle ayakta durabiliyor iste, senin dogru bulmadigin, sen denesen dusecegin gibi belki. Ama o oyle ayakta durabiliyor, beceremiyor senin yolundan gitmesini. Senin onunkini yapamadigin gibi, kendi hikayenle..

Hayatta kalislar farkli yollarlaysa, oradan uzaklasmak kafi. Yargilamak insani agirlastiriyor, bazen cirkinlestiriyor cunku.
Guzel kalalim.. 
Herkes yolunu kendi ciziyor, kendi hikayesine ve istedigi sonlara dogru. Sen kendi hikayenle ilgilen..