Tutarsızlık Uyarısı

"Kısa" yazılar yazmak istediğimi söylemiş miydim?


9 Mayıs 2012 Çarşamba

Sabrın sonu

Bazen, bazı an'larda, alkol sonrası kusup da rahatladığın anlar gibi oluyor hissedişin.

Mideni bulandıran şeylerin coğaldığını farketmeden, "o an"ın sarhoşluğunda sonunu salıverip ; içindeki fazlalıkları atamadan, daha da güzelini yaşayacağın güdüsüyle duramama-kurtulamama hali içinde olman gibi. Birikenlerin sonucu, o birden geliveren bulantının bir kaç saat önceki yoğun keyifli anlarını silebilip "ah o son kadehi içmeyecektim" dedirtmesi gibi.
Ve sonunda o farketmeden biriktirmiş olduğun tüm fazlalıkları atıvermen gibi.

İlk başta o zehri atarkenki sancın, o kusma anında agzına igrenç ekşiliğin dolması-daha da mideni bulandırması gibi.
Büyük sancı sonrası rahatlayışın, kusmanın ardından içini bomboş hissetmen gibi.
O boşlukla sakin kalıverişlerin gibi.
Sahip hissettiğin iyi kötü ne varsa, hepsini bırakıvermen, her şeyi atıvermen, sadece kendinle kalman gibi.

Herhangi bir şey için. "Bu sefer de deneyeyim hadi" dediğin, "yok yok aslında öyle degildir, güzeldir, iyidir" dediğin herhangi bir şey.
İnancını yitirmeye inat, güvenini korumayı seçtiğin, çabaladığın herhangi bir şey için. Öylesine bir şey için işte, sabrettiğin, içsel ya da dışsal, farketmeden.

Tüm o herhangi bir şeylerin üzerine, öylesine bir şey daha oluveriyor sonra ; sen o zaman işte, taşıyamıyorsun biriktirdiklerini, birden taşıveriyorlar içinden. O zaman anlıyorsun, fazla doldurmuşsun içini.


Nedense..
Niçinse..

Çıkıveriyorlar içinden.  ha tepkisel bir dışavurumla, ha kendiliğinden bir bırakıverişle.. Herhangi bir şekilde.
Nasılsa..

Daha temiz, daha fazlalıksız, daha hafif halde bırakıyorlar seni.
Ama bir süre ağzındaki o ekşi tat, bedenindeki o yorgunluk, midendeki o boşluk ile birlikte işte.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder